1. Ana Sayfa
  2. Seyahat
  3. Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu
1

Eylül ayından ’da bir hafta sonu Zakopane’ye gitmek nasip oldu. İlk defa gittiğim bir şehirdi. Çok öneren olmuştu ama fırsat eylül ayına oldu. Önce nerede kalacağımız planlamakla başladık. Bookingden arama yaptığınızda çok uygun yerler olduğunu gördük. Ay olarak uygun bir ay olduğu için harika bir villada 40 Zloty gibi bir ücretle kalabildik. Ki gerçekten  Zakopane için uygun bir ücretti.

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

Şehre ilk girdiğimde dikkatimi çeken evlerin yapısı oldu. Evlerin neredeyse tümü villa tarzında büyük müstakil yapılar oldu. Gerçi evlerin büyük bir kısmı artık pansiyon ve ya otel olarak hizmet verseler de, şehrin sembolleri haline gelmişler.

Şehre ulaştığımızda saat 19.00 ‘u geçiyordu. Kalacağımız villaya yerleştikten sonra yaklaşık 25 dakikalık bir yürüyüş ile Zakopane şehir merkezine ulaştık. Akşam saati olduğu için her yer kapalı idi. Sokak satıcıları arabalarının üstünü örtmüş ne sattıklarını o akşam öğrenmem mümkün olmadı. Hava 6-7 C derece idi biraz üşüyerek şehri tanımaya çalıştık.

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

Ertesi gün tırmanışı için erken kalmamız gerektiği söylendi. Sabah 8 gibi kalkarak hazırlandık. İnanın tırmanışın bu kadar yoğun olacağının hiç düşünmemiştim. Herkes yollardaydı. Tahmininim en az 2bin -3bin kişi dağlara doğru yola çıkmıştı. Bizim rotamız tepesine doğru olacaktı. Nasıl bir güzergâh ve süre hakkında bilgi verilmesine rağmen olayın tamda farkında değildim açıkçası.

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

Önce ormanın içinden tırmanışa başladığımızda ağaç kokuları, yeşillikler gerçekten insanı büyülüyordu. Birkaç gün önce yağmış olan yağmurdan dolayı hafif ıslaklık vardı yerlerde. Ormanın içerisinde ki mantarlar, kırıntı üzümleri, yaban mersinleri ve tertemiz orman havası insanın yaşama sevincini artırmaya yetiyordu.  Hava sıcaklığı ve hareketle ile üstümüzdekileri çıkarıp elimize almak zorunda kaldık. İyice terlemiştik. Yukarı doğru tırmandıkça sıcaklık yavaş yavaş düşmeye başlamıştı bile. Yaklaşık 1500 metre civarında yerlerde kar görmek inanılmaz mutlu etmişti beni.

Ve tırmanacağım Giewont tepesini görünce inanın gözüm korktu. Çıkabilir miyim diye düşünüyordum. Ama etrafta yaşları belki de 70 civarı yaşlıların olması beni cesaretlendiriyordu.

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

İşte Giewont tepesi karşımdaydı. Asıl şimdi başlıyor tırmanış dediğinde arkadaş ne demek istediğini anladım. Tepeye doğru yaklaşık 150-200 metre kayalara sabitlenmiş zincirler ile tutunarak çıkmanız gerekiyordu. Ama o kadar zevkli idi size anlatamam. Hayatımda yaşadığım muhteşem deneyimlerden biri idi. Kan ter içinde kalsam da sonunda tepeye ulaşmıştım. Zirvede 17 metre  ( uyarı için teşekkürler Jolly)  yüksekliğinde bir haç vardı. Sanırım günahlarını affettirmek için biri tarafından çıkarılmış, pek bir özelliği olmasa bile Giewont ile özdeşleşmiş. Tepe de oturup etrafı seyrettim. Mükemmel ötesi bir manzara. Başarmış olduğunuzun size verdiği haz. İkisi birleştiğinde içinizi sıcacık bir mutluluk sarıyor. Giewont Giewont evet kesinlikle tekrar gelmek isterim. Ve benden size tavsiye yolunuz düşerse bu fırsatı asla kaçırmayın.

Polonya’da Zakopane’de bir hafta sonu

Tam tepeye çıktığımızda yaklaşık 11 Km bir yürüyüş yapmıştık. Dönüşe geçtiğimizde saat 15 civarıydı. Dönüş yoluna çıktığımızda ormandan gelen ayı sesleri beni gerçekten tedirgin etmeye yetti. Ama kimse bundan rahatsız duymayınca bende sesimi çıkarmadım. Zaten bizim yürüdüğümüz yol ile ormanlar arasında bulunan uçurumu görünce korkumun yersiz olduğunu anladım. Yukarı tırmanmak ne kadar zor ise aşağı inmek o kadarda kolay olur diyordum ama yanıldım. Çünkü çok daha dikkatli inmem gerekti. Bütün taşlar ıslaktı ve düşmemek için azami yavaş basmam gerekiyordu. Bir iki defa düşme tehlikesi atlatmış olsam da sıkıntı yaşamadım.

Aşağı doğru biraz daha hızlı ilerledik, akşam karanlığı gelmeden ormandan çıkmamız gerekiyordu. Aslında tedirgin olacak bir durum yoktu ama bastığımız yeri göremeyecek olmak beni düşündürüyordu. Ormandan çıktığımızda saat 19.00 bulmuştu. Karanlık bastığında Zakopane şehrine girmiş kalacağımız yere doğru ilerlemeye başlamıştık bile.

 

Yorum Yap

Yorum Yap